Akıp Giden Zamana Göz Kırpmak

tarafından Kirpi

Şahane Okur,

Günaydın. İkinci kırk zarfın sonuna geldik. Kirpilerin yaz tatiline girdiği bu hafta zarfta bir roman, bir kılavuz ve bir podcast serisi var. Önümüzdeki sezonun başlangıç tarihi ve diğer gelişmeler için sizleri önceden haberdar edeceğiz, belki posta kutularınızı zamansız Esenlik‘lerle serinletiriz. Lütfen bültene dair eleştiri ve görüşlerinizi, yayımlanmasını istediğiniz yazılarınızı bizden esirgemeyin. Sıradan Zaferler‘de paylaşacağınız bir sürü güzellikle karşılaşmanız dileğiyle. 

#Teşekkür

  • Öncelikle canımız çiçeğimiz siz şahane okurlarımıza, 
  • Bize platformlarında yer veren, postacı çantasıyla gözümüzde canlanan Aposto!‘ya,
  • Yaklaşık bir buçuk sene bültenleri inceleyen, irdeleyen, düzelten Aybüke‘ye,
  • Aybüke’den editörlüğü devraldıktan sonra gecikmiş zarfları dahi sitemsiz, şikayetsiz yoluna koyan Seren‘e,
  • Kendi ilgi alanları ve hevesleriyle zarfları renklendiren Kirpilerden Öykü‘ye, Jeyan‘a, Damla‘ya, Merve’ye ve Emre‘ye

#Esin

  • 14 Temmuz, Gustav Klimt’in doğum günüydü, onun altın ışıldayan resmine dair bir okuma, dünyadan bağımsız uçurum kenarında birbirine dönük duruşlarıyla tragedyaları anımsatan iki âşığın okuması (906 Kelime, İng)

#GüneBaşlamaŞarkısı:

  • Yeni hevesler, yeni renklerle, yeni pazartesilerinde buluşmak dileğiyle: Alaimisema

Yazan: Nureddin Türk, Çizen: Tubeklon


Hâlâ Şiir Okuyanların Romanı

yaz gecer-incelikler-murathan mungan-sairin romani-incelikler-tubeklon

Modern zaman her şeyi bir tüketim nesnesine dönüştürüyor. Sosyal medyada paylaşılmadığı, bir televizyon dizisinin fonunda romantik bir müzikle okunmadığı sürece şiirin de şairin de adını hatırlayan yok. Oysa Yaz Geçer‘in dizelerini sayfa sayfa aşındırmadan yaz geçer mi sahiden?

İçimizdeki sıkıntıları, karşılaştığımız zorlukları, iyice karmaşıklaşan romantik ilişki açmazlarını ifade etmek her geçen gün biraz daha güçleşiyor. Anlamlandıramadığımız hislerin, tarif edemediğimiz durumların karşılıklarını bulmak için şiirlere sığınmaktan vaz mı geçiyoruz? Oysa sadece şiir okumak değil, şiirlerle kurduğumuz ilişki üzerine düşünmek bile insanın kendine ve dünyaya bakışını zenginleştiriyor.

Murathan Mungan, ülke bayraklarında şiir dalgalanan bir fantastik dünyadan söz açıyor. Elli yıl sonra “Anakara”sına dönen bir şair, çıraklarıyla yola çıkan bir şiir filozofu, sadece şairleri öldüren bir seri katil. “Yerküre” adı verilen bu gezegende hal hatırdan önce, herkes bildiği şiirle selamlıyor birbirini. Romanın kurgusunu zenginleştiren kısa anlatılar, yan hikâyeler hep tılsımlı dizeler etrafında şekilleniyor. Ancak Mungan bu kitaba tek mısra şiir koymamış, insanları efsunlayan şiirlerin tasvirleriyle doyuma ulaşıyoruz. Sonra kendi şiir kitaplarımızı karıştırma hevesi uyanıyor tabii.

Bu roman da okuru sınayan başyapıtlardan, ilk yüz sayfasında her türlü tökezlemeye rağmen yola devam etmek gerek, sonra hep tazelenen bir iz bırakacak içinizde. Rastgele sayfalar açıp dönüp dönüp okumalı bir iz. Yine de belirtmek gerek, her damağa uygun değil: 

“Kendi seçimlerimizin sonucunda olup bitenler, rastgele başımıza gelenlerden daha çok sızlatır içimizi. İnsanın kendi karşısındaki çaresizliği diğer çaresizliklere benzemez.” (592 Sayfa)


Daha İyi Anlaşılmak İçin Daha İyi Dinlemek

before sunrise-incelikler-dinlemek-tubeklon

Dertlerin bini bir para ama artık sorunlarımızı paylaşmak da cool değil. Üstelik çoğu zaman yararsız. Anlaşılmak başlı başına bir meseleyken muhatabımızın bizi dinlediğinden bile emin olamıyoruz. Tabii bu arızalı halden biz de azade değiliz. Karşımızdaki konuşurken sıranın bize gelmesini bekliyor, söyleyeceklerimizi kafamızda kurguluyoruz. Oysa dinlemek bunun tam aksi yönde bir çabayı gerektiriyor. 

  • Öncelikle aklımızın başka yerde olmaması lazım, fiziksel ve zihinsel olarak varlığımızın tümüyle dinliyoruz. 
  • Telefonu bir kenara koyuyoruz. 
  • Kendi düşüncelerimizi ve egomuzu da bir kenara bırakıyoruz. 
  • Sahici bir diyalogda paylaşımın farklı amaçlar için bir araç değildir, iyi bir dinleyicinin gizli ajandaları olmamalı. 
  • Jest ve mimiklerle (başımızla onaylayarak, ona doğru eğilerek) muhatabımıza onu dinlediğimizi gösteriyoruz.
  • Gerekmedikçe konuşmamak ve konuşurken neden konuştuğumuzun, aktarımın akışını bozup bozmadığımızın ayırdında olmak da önemli.

(1571 Kelime, İng)


Yiğit Özşener ve Gezegensel Dertlerimiz

yigit ozsener-iksv-incelikler-podcast

İklim değişiyor. Sistemi değiştirmediğimiz sürece yerküredeki hayat daha kötüye gitmeye devam edecek. Elbette sanatın da iklim krizine dair söyleyecek sözü, üstleneceği roller var. Yiğit Özşener, 26 dakikaya sabitlenmiş podcastinde, her hafta kültür-sanat dünyasından farklı konukları ağırlıyor, sanatın dönüştürücü gücünü ve gençliğin heyecanını dünyanın geleceği açısından ele alıyor. İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları’nın yayımladığı Ekolojik Dönüşüm İçin Kültür ve Sanat raporundan yola çıkan podcast serisinde Özşener konuyu herkes için berrak kılmak için sorularını basitten karmaşığa doğru açıyor.

Programı değerli kılan farklı alanlardan değerli konuklarla meseleye zengin bakış açıları katılması. İlk bölümde söz konusu raporun yazarı Hande Paker’i dinledikten sonra sırasıyla tiyatro dünyasından Özlem ve Murat Daltaban çiftine, Ah Gözel İstanbul‘un yönetmeni Zeynep Dadak’a, Buket Uzuner’e, Kalben’e, genç aktivistlerden Elif Duru Kireççi’ye, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’a kulak veriyoruz. Her birinin ilgi alanları ve meseleyi ele alışları, yeni bir görme biçimi sağlıyor. (7 bölüm)

Arşivde Gezin

Kirpi'yle düşüncelerini paylaş